Avrupa futbolunun en prestijli organizasyonu olan UEFA Şampiyonlar Ligi, 2025-26 sezonu play-off turunda futbolseverleri unutulmaz bir mücadele ile buluşturdu. Portekiz’in başkenti Lizbon’da, tarihi Estádio da Luz’un büyüleyici atmosferinde gerçekleşen randevuda, İspanyol devi deplasmandan çok kritik bir galibiyetle dönmeyi başardı. Tribünleri dolduran 66 binin üzerindeki coşkulu taraftar topluluğu, sadece yüksek seviyeli bir futbol rekabetine değil, aynı zamanda oyunun durmasına neden olan çok tartışmalı olaylara da tanıklık etti. Maçın kaderini belirleyen isim Brezilyalı hücum oyuncusu olurken, sahadaki taktik disiplin ve genç yeteneklerin performansı gecenin en çok konuşulan başlıkları arasında yer aldı.
Lizbon’da Taktik Savaşı ve Kalecilerin Devleştiği Anlar
Karşılaşmanın ilk düdüğüyle birlikte her iki takımın da sahaya oldukça temkinli bir yapıda çıktığı görüldü. Ev sahibi ekip, Jose Mourinho’nun klasikleşen savunma güvenliği ve hızlı geçiş hücumlarına dayalı oyun planını sahaya yansıtmaya çalışırken, konuk ekip ise topa sahip olma oranını yukarıda tutarak oyunu domine etme arzusundaydı. İlk yarıda gol sesi çıkmamasının en büyük kahramanları şüphesiz her iki kalede devleşen isimler oldu. Özellikle maçın 24. dakikasında gelişen Benfica atağında, ceza sahası dışından çekilen o sert şutta Belçikalı kalecinin sergilediği refleks, maçın kırılma noktalarından biri olarak kayda geçti. Konuk ekip kaleyi ne kadar zorlasa da, savunma hattının yerleşimi ve kalecinin yerinde müdahaleleri tabelanın değişmesine izin vermedi.
İspanyol temsilcisinde hücum hattının en önemli parçalarından biri olan Fransız golcünün yakaladığı fırsatlar, tribünlerde büyük bir heyecan yaratsa da çerçeveyi bulmakta zorlandı. Bu bölümde genç Türk orta saha oyuncusunun performansı ise parmak ısırttı. Orta alandaki yaratıcılığı ve pas trafiğindeki başarısıyla takımını ileriye taşıyan genç yetenek, devrenin son anlarında ceza sahası köşesinden gönderdiği o zarif plaseyle gole çok yaklaştı. Ancak rakip kalecinin parmak uçlarıyla yaptığı o kritik kurtarış, takımların soyunma odasına golsüz eşitlikle gitmesine neden oldu. Bu süreçte her iki teknik adamın da kenardan yaptığı müdahaleler, oyunun taktiksel bir satranç müsabakasına dönüştüğünün en açık kanıtıydı.
Skor Tabelasını Değiştiren Vuruş ve Sonrasındaki Büyük Kaos
Mücadelenin ikinci yarısı, ilk devrenin aksine çok daha hızlı ve olaylı başladı. Dakikalar 50’yi gösterdiğinde, orta alanda kapılan topun ardından gelişen hızlı hücumda, sol kanatta topla buluşan Brezilyalı yıldız, şık bir çalımla rakiplerinden sıyrılıp meşin yuvarlağı uzak köşeye göndererek takımını öne geçirdi. Ancak bu golden hemen sonra yaşananlar, sportif rekabetin önüne geçen bir skandalın fitilini ateşledi. Gol sevincini kutlayan oyuncu ile rakip takımın genç Arjantinli ismi arasında yaşanan sert diyalog, bir anda saha içinin karışmasına yol açtı. Irkçılık iddialarının gündeme gelmesiyle birlikte hakem, UEFA’nın bu tür durumlar için belirlediği özel protokolü devreye soktu ve oyunu durdurdu.
Yaklaşık on dakika süren bu belirsizlik süreci boyunca oyuncuların moralleri bozulurken, her iki takımın teknik heyeti ve hakemler arasında yoğun bir trafik yaşandı. Jose Mourinho’nun itirazları sonucunda kırmızı kart görerek oyun alanı dışına gönderilmesi, stadyumdaki gerilimi zirveye taşıdı. Maç yeniden başladığında ise sahadaki oyun ritmi tamamen kaybolmuştu. Benfica beraberlik için tüm hatlarıyla yüklenmeye çalışsa da, savunmada verilen açıklar ve konsantrasyon kaybı skoru değiştirmelerine engel oldu. Mücadeleye eklenen uzun duraklama süresinde de savunma disiplininden kopmayan İspanyol ekibi, zorlu deplasmandan zaferle çıkmasını bildi.
Türk Yıldızın Sahadaki Etkisi ve Gelecek Maç Senaryoları
Maçın en dikkat çeken isimlerinden biri olan genç Türk futbolcu, ilk 11’de başladığı bu dev randevuda neden dünyanın en büyük kulüplerinden birinde olduğunu bir kez daha kanıtladı. Eksik oyuncuların bulunduğu bir dönemde kendisine verilen şansı çok iyi değerlendiren oyuncu, sadece hücumda değil, savunmaya yardımı ve oyun kurulumundaki zekasıyla da tam not aldı. Maç boyu %90’a yaklaşan pas isabetiyle oynayan genç yıldız, özellikle ikinci yarıda Brezilyalı arkadaşına hazırladığı o gollük pasla kalitesini konuşturdu. Bu sezonki genel istatistikleri de göz önüne alındığında, takımın yaratıcı yükünü sırtlayan ana figürlerden biri haline geldiği açıkça görülüyor.
Bu sonucun ardından gözler artık Madrid’de oynanacak olan rövanş mücadelesine çevrildi. Deplasmanda gol yemeden kazanılan bu galibiyet, İspanyol temsilcisi için büyük bir avantaj anlamına gelse de Benfica’nın geçmişteki geri dönüşleri ve Mourinho’nun taktik dehası, tur kapısının henüz tamamen kapanmadığını hatırlatıyor. Portekiz ekibinin turu geçebilmesi için deplasmanda en az iki gol bularak kazanması gerekiyor. Öte yandan, maçta yaşanan ırkçılık iddialarına yönelik UEFA’nın vereceği kararlar ve olası cezalar, rövanş öncesi atmosferi belirleyecek en önemli faktör olacak. Futbol dünyası, 25 Şubat’taki randevuda hem bu gerilimin sonucunu hem de sahada sergilenecek futbolun kalitesini merakla bekliyor.
Karşılaşmanın Ardından Kalan Soru İşaretleri ve Yanıtlar
Gecenin en çok merak edilen konularından biri mücadelenin tam olarak nasıl sonuçlandığıydı. 17 Şubat tarihinde oynanan bu kritik Şampiyonlar Ligi play-off ilk maçında Real Madrid, deplasmanda Benfica’yı 1-0 mağlup ederek önemli bir eşiği aşmış oldu. Maçın en kritik anı olan 50. dakikada kaydedilen gol, maçın skorunu belirleyen tek hareket olarak tarihe geçti. Genç Türk yeteneğin sahada olup olmadığı ise Türk futbolseverler tarafından en çok sorulan sorulardan biriydi; Arda Güler maçın başından itibaren sahada kalarak takımının oyununa yön veren isimlerden biri olmayı başardı ve teknik heyetin güvenini boşa çıkarmadı.
Oyunun neden bu kadar uzun süre durduğu ise ırkçılık karşıtı protokollerin önemini bir kez daha hatırlattı. Vinicius Jr. ve Prestianni arasında geçen gerginlik, maçın yaklaşık on dakika boyunca askıya alınmasına sebep oldu ve bu durum UEFA’nın katı kuralları çerçevesinde yönetildi. Rövanş mücadelesinin ne zaman oynanacağı da netleşmiş durumda; takımlar 25 Şubat Çarşamba günü Santiago Bernabéu stadyumunun çimlerinde son kozlarını paylaşacaklar. Bu galibiyetle birlikte Madrid temsilcisi tur için kapıyı aralamış olsa da, futbolun öngörülemez doğası Benfica’nın hala bir şansı olduğunu gösteriyor. Maçın yıldızı olarak gösterilen Brezilyalı kanat oyuncusunun performansı ve kalecilerin kurtarışları, bu seviyedeki maçlarda bireysel yeteneğin ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Sonuç olarak, Estádio da Luz’da oynanan bu müsabaka sadece bir futbol maçı olmanın ötesine geçerek, toplumsal mesajların ve taktiksel savaşların harmanlandığı bir geceye dönüştü. Real Madrid aldığı bu sonuçla evine mutlu dönerken, Benfica cephesinde ise hem skora hem de saha dışı olaylara yönelik derin bir üzüntü hakim. Arda Güler’in yükselen formu, sadece Türk futbolu için değil, Real Madrid’in geleceği için de büyük bir umut kaynağı olmaya devam ediyor. Şimdi tüm futbol kamuoyu, bu gergin hikayenin ikinci perdesinin nasıl yazılacağını görmek için Madrid’deki büyük buluşmaya kilitlenmiş durumda.

